Dünyanın trend sektörlerini inceleyerek geniş ve kapsamlı raporlar hazırlayan GOOINN (Good Innovation)’in Araştırma Merkezi, Haziran ayında perakendenin sürdürülebilir yolculuğunda nasıl başarılı olabileceği ile ilgili tüm detayları masaya yatıran bir rapor yayınladı. Perakende sektörünün gelişiminin önünü açmak için dikkat edilmesi gereken noktaları vurgulayan raporun öne çıkan bulgularına gelin birlikte daha yakından bakalım… Dijitalleşmeyle birlikte perakende sektöründe inovasyonun öneminin incelendiği raporda, inovasyonun özellikle çok kanallı perakendecilik sektöründe bir standart haline geldiği belirtildi. Türkiye ve dünya genelinde, fiziksel alışveriş talepleri devam ederken diğer yandan perakendeciler müşteri deneyimini farklılaştırmak için akıllı mağaza uygulamalarını devreye sokmaya başladı. Bu alandaki önemli ve günümüzün en popüler konularından biri olan metaverse’ün öne çıktığının belirtildiği rapor, şirketlerin perakende anlamında metaverse stratejilerinin çoğunlukla marka değerlerini desteklemek üzerine kurguladıklarını ortaya koydu. Sanal showroom’ların oluşturulması ve fiziksel deneyimlerin online ortama uyarlanması bu alandaki önde gelen beklentiler arasında. Bunun dışında metaverse’ün lüks tüketim ürünleri için yeni bir dünyanın kapılarını açacağı öngörüldü. Buradaki lüks tüketim ürünleri talebinin 2030 yılına kadar 50 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Perakende sektörü 2022 trendlerinin örnek uygulamalar üzerinden detaylı şekilde incelendiği GOOINN Perakende Raporu’nda perakendeyi kökten değiştirecek 14 trendin başlıkları şu şekilde aktarılıyor;

Yerel markalar perakende rekabetini artıyor

Dijital olarak yerel markalar perakende rekabetini artırıyor.

Deneyimsel perakendeye yatırım yapılıyor

Tüketiciler yüz yüze deneyimlerin özlemini çekiyor. Bu nedenle perakende firmaları lojistik açıdan zor olmasına rağmen deneyimsel perakendeye yatırım yapıyor.

Reklam maliyetleri fiziksel perakendeye ağır verilerek azaltılıyor

Artan dijital reklam maliyetleri birçok markanın müşteri edinme maliyetlerini düşürmek için reklam biçimi olarak fiziksel perakendeye yönlendiriliyor.

Mağaza içi alışveriş arttırılıyor

Kısıtlamaların ardından mağazaların yeniden açılması ve tüketicilerin yüz yüze deneyimlere olan talebinin artmasıyla mağaza içi alışveriş yeniden hız kazanmakta.

Kanallar arasında tutarlı bir alışveriş deneyimi hedefleniyor

Pandemi ile birlikte müşteri deneyimleri farklılaştı ve çok kanallı alışveriş deneyimi ön plana çıktı. Bunun sebebi tüketicilerin markalarla birden çok kanal üzerinden bağlantı kurmasıdır. Satın alma yolculukları herhangi bir kanaldan başlayıp başka bir kanalda sonlanabiliyor. Bu nedenle perakende firmaları rekabetçi kalabilmek için bu alana önem vermekte. Özetle firmaların kanallar arasında tutarlı bir deneyim sağlaması kritik önem taşıyor.

Çalışan çekmek için yeni IK modelleri tasarlanıyor

Tüketici ve çalışan beklentileri, markaları perakende personelinin rolünü yeniden düzenlemeye yönlendiriyor. Tüketici beklentileri her zamankinden daha yüksek. Bu durum mağaza çalışanı için daha fazla sorumluluk anlamını da taşıyor. Hal böyle olunca perakende çalışanları daha yüksek ücret ve daha fazla fırsat talep ediyor. Bu nedenle markaların çalışanları çekmek ve elde tutabilmek için mağaza personelinin rolünü ve ücretlerini yeniden tasarlamaları gerekiyor. Markalar, personelin tüm temas noktalarında tutarlı bir müşteri deneyimi sunmasına yardımcı olmak için çalışan eğitimine ve teknolojiye yatırım yapmalı.

Temassız perakende deneyimi talepleri artıyor

Tüketicilerin temassız perakende deneyimi talepleri artıyor. Böylelikle ödemesiz mağazalar, hızlı ve otonom teslimatlar ana akım haline geliyor.

Farkındalık için iş birlikleri artıyor 

Toplumdaki büyük sorunlara farkındalık yaratmak ve çözüm getirmek için perakendecilerin ve markaların işbirlikleri ön plana çıkmaya başlıyor.

Otonom teknolojiler ön plana çıkıyor

Otonom teknoloji perakendecilerin iş yapış biçimlerine ve işgücü sıkıntısına yardımcı olmakta. Örneğin sipariş takibini kolaylaştırmak, müşteri sadakat programlarını yönetmek, müşterilerle iletişim kurmak ve personel boşluklarını doldurmak gibi konularda otonom teknoloji kullanılıyor.

Müşterilere sanal deneyimler yaşatılıyor

Perakendeciler müşterilerine sanal deneyimler yaratmak için çeşitli faaliyetlerde bulunuyor. Her 3 perakendeciden en az bir tanesi 2022 yılında canlı akış alışverişine yatırım yapmayı; perakendecilerin yüzde 30’u ise sanal gerçeklik alışverişini hayata geçirmeyi planlanlıyor.

İnteraktif perakende deneyimi ile sosyal satışlar ön plana çıkıyor

İnteraktif perakende deneyimlerinin açtığı yeni çağda sosyal satışlar ön planda. Tüketiciler sosyal medya aracılığıyla daha rahat ürün satın alıyor ve markalar da bu platformlar aracılığıyla etkileşim kurmanın yeni bir yolunu oluşturuyor. Örneğin Instagram’da satış yapmak, çevrimiçi bir mağaza açmak gibi müşterilerin değişen ihtiyaçlarını karşılamanın çeşitli yolları deneniyor.

Hızlı teslimat seçenekleri markaları farklılaştırıyor

Hızlı teslimat ve aynı gün teslimat seçenekleri sunan perakendeciler rakiplerine göre büyük bir avantaj elde ediyor.

Yeni ödeme sistemleri benimseniyor

Perakendeciler teknolojik gelişmeler sayesinde yeni ödeme sistemlerini tüketicilere sunmaya başladı. Şimdi al sonra öde, tek tıkla öde gibi ödeme seçenekleri görülüyor.

Sosyal ve çevresel sorumluluğu günlük iş modellerine yerleştiren markalar ön plana çıkıyor

Giderek artan genç alışveriş düşkünü nüfusu, sosyal ve çevresel sorumluluğu günlük iş modellerine yerleştiren perakendeler daha rekabetçi olmakta. Özellikle sürdürülebilirlik Z jenerasyonu için önemli bir konu ve perakendecilerin sürdürülebilir iş modelleri ile ürün tedariki, paketleme ve teslimatla ilgili değişen beklentilere karşılık vermesi kritik bir öneme sahip.
Raporun tamamına ulaşmak için TIKLAYIN!