Bu eğilimler, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nun (SPIEF) öne çıkan başlıklarından biri oldu. Forum kapsamında düzenlenen “Made in Russia: Yaptırımlar ile Fırsat Arasında – Çağımızın Zorluklarıyla Yüzleşen Bir Marka” başlıklı oturumda; iş dünyası, sektör dernekleri ve kalkınma kuruluşlarının temsilcileri uluslararası ticaretin geleceğini, ulusal marka “Made in Russia”nın tanıtımını ve Türkiye dahil olmak üzere Rusya ile yabancı ortaklar arasındaki ekonomik iş birliğini genişletmeye yönelik yeni fırsatları değerlendirdi.
Ticaret, Ortaklığın Temeli Olmayı Sürdürüyor
Rusya ve Türkiye, yüksek düzeyde bir ekonomik etkileşimi koruyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’nin Rusya’dan yaptığı ithalat 2025 yılında 42,3 milyar dolara ulaştı.
SPIEF’te konuşan Rus Türk İş İnsanları Birliği (RTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Acay, iki ülke arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti:
“Türkiye, Rusya’nın üçüncü büyük ortağıdır. İki ülke arasındaki iş birliği; sanayi, ticaret, yatırım ve turizm alanlarında aktif biçimde gelişerek güçlü ticari bağlar oluşturuyor.”
Öte yandan, piyasa aktörlerinin de belirttiği gibi, Rus-Türk iş birliği giderek daha çeşitli bir yapıya kavuşuyor. Daha önce ağırlıklı olarak enerji kaynakları, metalurji ürünleri ve tarım ürünlerinin tedarikiyle anılan iş birliğinde, bugün ekonominin yeni sektörleri giderek daha önemli bir rol oynamaya başlıyor.
İş İlişkilerinin İtici Gücü: Turizm
Turizm, iki ülkeyi birbirine yakınlaştıran en görünür etkenlerden biri olmayı sürdürüyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’na göre, 2025 yılında ülkeyi 52,7 milyondan fazla yabancı turist ile yurt dışında sürekli ikamet eden 11,1 milyonun üzerinde Türk vatandaşı ziyaret etti. Türk turizm sektörünün gelirleri yıl sonunda, bir önceki yıla kıyasla %6,8 artarak 65 milyar doları aştı.
Rusya, Türkiye için en büyük yabancı turizm pazarı konumunu korudu: yıl boyunca 6,9 milyondan fazla Rus ülkeyi ziyaret etti. Sektörün ziyaretçi başına ortalama geliri esas alındığında, Rus turistlerin Türkiye ekonomisine katkısının yaklaşık 7 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.
Ancak turizmin önemi, hizmet sektörünün çok ötesine uzanıyor.
Bu eğilimi değerlendiren Erdem Acay şunları kaydetti:
“Geçen yıl Türkiye’yi çok sayıda Rus turist ziyaret etti; bu yıl ise daha da fazlasını bekliyoruz. Yüksek ve istikrarlı turist akışının bir sonucu olarak, son üç-dört yıldır Türk pazarında giderek daha fazla Rus ürünü ve markasının yer aldığını görüyoruz.”
Turist akışlarındaki artış, insanların birbirlerinin kültürünü, yaşam biçimini ve tüketim alışkanlıklarını tanımasına yardımcı oluyor. Bunun sonucunda ulusal markalara yönelik farkındalık artıyor ve işletmeler ürünlerini yabancı pazarlarda tanıtmak için yeni fırsatlar elde ediyor.
Türk Pazarı İçin Rusya Artık Yalnızca Hammadde Demek Değil
Türk pazarında Rus ürünlerine yönelik algıda da değişimler yaşanıyor.
Erdem Acay’a göre, Rus ürünleri artık yalnızca geleneksel sektörlerde değil, Türk tüketicisi tarafından da iyi biliniyor.
“Bugün Rus ürünleri; tarım, metalurji, siber güvenlik ve sanayi teknolojileri alanlarında tanınıyor.”
Bu değerlendirme, Rus ürünlerine duyulan ilginin, yalnızca birkaç yıl önce Rus ihracatıyla pek de bağdaştırılmayan yüksek teknolojili sektörlere giderek daha fazla yayıldığını gösteriyor.
Bu değişim, teknolojinin, inovasyonun ve uzmanlaşmış iş çözümlerinin giderek daha önemli bir rol oynadığı, uluslararası ticaretteki daha geniş bir dönüşümü yansıtıyor.
Bu düşünceyi benimseyen Rus İhracat Merkezi (REC) Genel Müdürü Veronika Nikishina, bugün yalnızca geleneksel ihracat sektörlerinin konumunu korumanın değil, aynı zamanda modern Rus ürünlerine yönelik algıyı genişletmenin de önemli olduğunu vurguladı:
“Geleneksel ürün yelpazesinin, yeni olarak sunmak istediğimiz ürünlerle genişletilmesini ve böylece ‘Made in Russia’nın gerçekte ne anlama geldiğine dair çok daha geniş ve eksiksiz bir anlayış oluşturulmasını gerçekten istiyoruz.”
Yeni Rus ürün kategorilerinin uluslararası pazarlarda tanıtımı, ulusal marka “Made in Russia” tarafından destekleniyor. Bugün program, 2.400’den fazla Rus şirketini bir araya getiriyor.
Sertifikasyon, beş kriterden en az birini karşılayan ürünlere veriliyor: kalite, güvenilirlik, benzersizlik, organik köken ve çevresel duyarlılık. Gıda ürünlerinden tüketim mallarına, yüksek teknolojili ve sanayi ürünlerine kadar uzanan 27.500’den fazla ürün kalemi şimdiden sertifikalandırıldı.
Rus üreticiler için program, ürünlerinin yabancı pazarlardaki bilinirliğini artırmaya, yeni ortaklar bulmaya ve ürünleri belirli ülkelerin gereksinimlerine uyarlamaya yardımcı oluyor. Türk işletmeleri için ise “Made in Russia” ulusal markasının imza niteliğindeki kuş amblemi; tedarikçi ve iş ortağı ararken ek bir referans noktası işlevi görüyor, onların modern Rus ürünleri, teknolojileri ve yeni iş birliği alanlarıyla tanışmasına yardımcı oluyor.
Yeni ve Umut Vadeden Alanlar
Bununla birlikte, Rus-Türk iş birliğinin potansiyeli, halihazırda yerleşmiş sektörlerin çok ötesine geçiyor.
Erdem Acay, en umut vadeden alanlar arasında kozmetik, gıda ürünleri, ilaç ürünleri, wellness sektörü ve eğitimi öne çıkardı.
Bu kategoriler, birçok uluslararası pazarda istikrarlı bir talep artışı gösteriyor ve önümüzdeki yıllarda iki ülke arasındaki iş birliğinin yeni itici güçleri haline gelebilir.
Özellikle önemli olan, bunun yalnızca ürün tedarikiyle değil, aynı zamanda uzun vadeli ortaklıkların kurulması, deneyim paylaşımı ve yeni iş alanlarının ortaklaşa geliştirilmesiyle de ilgili olması.
Acay’a göre, bugün uluslararası pazarlardaki başarı artık yalnızca ürün fiyatıyla belirlenmiyor.
“Rusya küresel markalarla rekabet edebilir mi? Elbette edebilir. Ancak rekabet yalnızca fiyata dayanmamalı. İnovasyon, kalite ve daha da önemlisi tüketicilerle kurulan duygusal bağ da bu denklemin parçası olmalı.”
Bu eğilim; güvenin, şirket itibarının ve müşteriler ile ortaklarla uzun vadeli ilişkiler kurabilme yeteneğinin büyük önem taşıdığı Türk pazarı için de geçerli.
Yaratıcı Endüstriler Yeni Bir İş Birliği Alanına Dönüşüyor
Rusya ile Türkiye arasındaki etkileşimin bir diğer umut vadeden alanı yaratıcı endüstriler olabilir.
SPIEF’in “Made in Russia: Yaptırımlar ile Fırsat Arasında – Çağımızın Zorluklarıyla Yüzleşen Bir Marka” oturumunda konuşan Soyuzmultfilm Yönetim Kurulu Başkanı Yuliana Slashcheva, içerik üretimi ve tanıtımı alanında Türkiye ile iş birliğine yönelik yüksek bir potansiyel bulunduğunu belirtti. Slashcheva’ya göre, Türk sinema ve televizyon endüstrisi önemli bir potansiyele sahip ve içerik sektöründeki iş birliği, iki ülke ilişkilerinin bir diğer önemli alanı haline gelebilir.
Soyuzmultfilm’in kendisi bu konuda dikkat çekici bir örnek teşkil ediyor. Rusya’nın en büyük animasyon stüdyosu ve ülkenin en tanınır medya markalarından biri olan stüdyo, 2026 yılında 90. kuruluş yıl dönümünü kutluyor ve Rus animasyon sektörünün öncülerinden biri olmayı sürdürüyor. Onlarca yıllık çalışma boyunca burada yüzlerce proje üretildi; bunların birçoğu dünya animasyonunun altın mirasının bir parçası haline geldi.
Bugün şirket; yeni franchise’lar oluşturarak, eğitim projeleri geliştirerek ve içeriklerini yabancı pazarlara uyarlayarak uluslararası faaliyetlerini aktif biçimde büyütüyor. Stüdyonun amiral gemisi projeleri “Nu, Pogodi!” ve “Cheburashka”, yüksek kalite ve benzersizlik standartlarını karşılayan ürün ve projelere verilen ulusal marka “Made in Russia” sertifikasını aldı.
Yaratıcı endüstrilerin deneyimi, uluslararası pazarlara başarılı bir giriş yapmanın; hedef kitleyi derinlemesine anlamayı ve ürünleri belirli bir ülkenin özelliklerine uyarlamaya istekli olmayı gerektirdiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, ekonominin diğer sektörlerinde de giderek daha fazla talep görüyor.
Geleneksel İhracattan Rusya Markasının Daha Geniş Bir Algısına
Artan ticaret, gelişen turizm, yeni ihracat kategorilerinin ortaya çıkışı ve yaratıcı endüstrilerdeki iş birliğinin genişlemesi zemininde, Rus-Türk ilişkileri ek büyüme noktaları kazanıyor.
Bugün odak noktası artık yalnızca geleneksel ürünler ya da tekil ticaret sözleşmeleriyle sınırlı değil. Teknolojiler, tüketici markaları, eğitim projeleri ve kültürel girişimler giderek daha önemli hale gelerek iki ülke arasında uzun vadeli bağlar oluşturuyor.
Bu nedenle iş bağlantılarının geliştirilmesi, ulusal markaların tanıtımı ve yeni etkileşim biçimlerinin aranması, Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomik iş birliğinin önemli bir parçası haline geliyor. Tüm bunlar, yeni ortak projelerin ortaya çıkması ve iki ülke arasındaki ortaklığın daha da güçlenmesi için elverişli koşullar yaratıyor.